Dil Hastalıkları: Dilinizi Etkileyebilecek 3 Rahatsızlık

Dil, komik görününceye veya tuhaf hissettirinceye kadar çok fazla düşünmeyeceğiniz bir organdır. Dil hastalığına yakalandığınız fikrine kapılabilirsiniz, ancak dilinizi etkileyen başka bir rahatsızlık da yaşıyor olabilirsiniz. Dilde meydana gelen travma durumlarını saymazsanız, muhtemel dil sorunlarına neden olabilecek önemli oranda konjenital, kazanılmış ve otoimmün rahatsızlık vardır.

1. Kawasaki Hastalığı

Medical Park Hastanesi uzmanları bu hastalıkla ilgili şöyle ayrıntılı açıklamalarda bulunmuşlardır: “Kawasaki hastalığı belirtileri her aşamasında farklı semptomlar ortaya çıkabilir, bu nedenle belirtileri hastalığın aşamasına göre incelemek daha faydalı olacaktır. Kawasaki hastalığının birinci dönem belirtileri şu şekilde sıralanabilir;

- Üç günden uzun süren ve ilaç tedavisine fazla yanıt vermeyen yüksek ateş (39 derece üzerinde),

- Akıntı olmadan gözlerde ortaya çıkan kızarıklık,

- Göğüsten bacağa kadar yayılan deride, kasıklarda ve genital bölgede kızarıklık,

- El ve ayaklarda şişlik ve kızarıklık,

- Özellikle boyunda büyümüş lenf bezleri,

- Tahriş olmuş boğaz, ağız ve dudaklar,

- Şişik ve parlak kırmızı dil (çilek görüntüsünde).

Çocuğunuzda üç günden uzun süren ateş gözlemlediyseniz vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna danışın.

Kawasaki hastalığının ikinci dönem belirtileri şu şekilde sıralanabilir;

- Eklem ağrısı,

- İshal,

- Kusma,

- Karın ağrısı,

- El ve ayak derisinin soyulması."

Kawasaki hastalığı, kan damarlarının iltihaplanmasına neden olur ve yukarıda da belirtildiği gibi semptomlar çoğu zaman boyunda büyümüş lenf bezleri ve gözleri, dudakları, avuç içlerini, ayak tabanlarını ve genital bölgeyi etkileyen kızarıklık veya döküntüleri içerir. Medical Park Hastanesi uzmanlarının araştırmasına göre, “İlk defa Japon pediatrist Dr. Tomisaku Kawasaki tarafından 1967 yılında tanımlanan bu hastalık, özellikle beş yaş altı çocuklarda tedavi edilmezse uzun süreli kalp komplikasyonlarına sebebiyet verebilen önemli bir rahatsızlıktır.”

2. Siyah Kıllı Dil

İnanılması imkânsız gibi geliyor ama dilde kıl görünmesi umduğunuz kadar sıradışı değil. Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisinde yayınlanan Dr. Nuran ÖZÇİFTÇİ ERTUĞRAL ve arkadaşlarının araştırmasına göre “Siyah kıllı dil prevalansı (görülme oranı) ülkeler arasında %0,6 ile %11,3 arasında değişmekle birlikte Türk toplumunda görülme sıklığı %23,7 (erkeklerde %17,8, kadınlarda %5,9) olarak bildirilmiştir. Erişkin hastalarda daha sık karşılaşılmasına rağmen çocuklarda %8,3 oranında görülür.” Bunlar aslında, bazı sebeplerden ötürü düzgünce giderilemeyen ve dile sert dokusunu bulaştıran papildir (dil üzerinde bulunan ufak kabarcıklar). Kılların dökülmesi ve yenilenmesi yerine, papilla uzar ve yiyecek artıklarını tutarak ve bunlar arasında bakterilerin oluşmasına neden olarak karmakarışık bir hâl alır. Bu, papillaların siyah görünmesini sağlayan renk bozulmasına neden olur.

Bu durum zararsız ve geçicidir ve her gün iyi bir ağız hijyeni uygulayarak ve arka dişlerde dil temizleyici özelliğine sahip bir diş fırçası kullanarak bu problemi önleyebilirsiniz.

3. Sjögren Sendromu

Bu sendromla ilgili Medical Park Hastanesi uzmanları bizleri şöyle aydınlatmaktadır: “Sjögren Sendromu, kuru göz ve kuru ağıza neden olan otoimmün (bağışıklık sisteminin kendi kendine yaptığı) bir hastalıktır. Sjögren Sendromu'nda lenfosit adı verilen bir beyaz kan hücresi göz yaşı ve tükürük bezleri gibi bezleri ve vajinadaki bezleri işgal eder. Lenfositler bu bezlere zarar verebilir ve salgı üretmelerini önler. Sonuçta ağızda, gözde, vajinada kuruluk olur.” Ayrıca, bakteri ve yiyecek parçacıkları dişlerden temizlenmediği için konuşma, yutma ve yemek yeme ve tükürük azalması gibi durumlar dişlerinizi diş çürümesine karşı daha hassas hale getirebilir.

Dişlerinizin ve dilinizin sağlığı korumak ve ağız içi semptomlarınızı doktorunuz ve diş hekiminiz ile Bir dil hastalığı olduğunu düşündüğünüz şey, dili etkileyen tamamen başka bir rahatsızlık da olabilir.

Bu makale ile genel ağız sağlığı hakkındaki konulara ilişkin bilgi verilmesi ve bu konuların anlaşılmasına katkıda bulunulması amaçlanmaktadır. Bununla profesyonel tavsiye, tanı ya da tedavi amaçlanmamaktadır. Sağlık durumunuza ya da tedaviye yönelik tüm sorularınızı her zaman diş hekiminizin ya da alanında yetkin bir sağlık uzmanın tavsiyesine başvurun.

İLGİLENEBİLECEĞİNİZ DİĞER MAKALELER

Tütün AĞIZ ve DİŞ SAĞLIĞINI Nasıl Tehdit Eder?

Tütünün sağlığınıza yönelik oluşturduğu en büyük tehlike ağız kanseriyle ilişkilendiriliyor olmasıdır. Amerikan Kanser Vakfı'nın raporuna göre:

  • Ağız kanserine ve gırtlak kanserinin bazı türlerine yakalanan hastaların yüzde 90'ı tütün kullanmıştır. Bu tür kanserlerin oluşma riski, insanların tütün kullanma süresi ne kadar fazla ve sıksa o kadar artar.

  • Tütün ürünleri içenlerin kansere yakalanma riski içmeyenlere oranla altı kat daha fazladır.

  • Kanser tedavisi sonrasında tütün ürünleri içmeye devam eden hastaların yaklaşık yüzde 37'sinde ağızda, gırtlakta ya da larenkste ikinci bir kanserin ortaya çıktığı görülmüştür. Tedavi sonrası tütün ürünleri içmeyi tamamen bırakanlarda ise bu oran yalnızca yüzde 6'dır.

  • Dumansız tütünün yanak, diş etleri ve dudakların iç yüzeylerinde kansere neden olduğuna dair bulgular vardır. Dumansız tütün ürünleri bu kanser çeşitlerinin gelişme riskini yaklaşık 50 kat arttırır.